Bu köşemizde bazı kelimelerin yanlış kullanımlarına dikkat çekerek güncel ve geçerli kullanımlarının izini süreceğiz.
Aynı zamanda kelimelerin gizemli geçmişine doğru yol alacağız.
Temmuz, Yıldız ve Şemsiye
Temmuz ve Yıldız bir Şemsiyenin altında buluştular.
Hikâyemiz de böyle başladı. Her kelimenin ayrı bir hikâyesi olduğu gibi onların da bir hikâyesi var. Bu hikâye çok eski çağlarda başlıyor.
Kökeni Sümerlere kadar dayanan bu kelimelerin aslında birer tanrı adı oldukları bilinmekteymiş. Her ne kadar bugün Sümer ve Akkadların bir zamanlar yaşamış olduğu topraklarda tek tanrılı dinlerin hâkimiyeti bilinse de bu üç tanrı bugün hâlâ bölge halklarının dil belleğinde yaşamaktadır.
Tanrılardan ilki Dummuzi. Dummuzi ya da Akkad’daki adıyla Tammuz tarımsal ve hayvansal bereket tanrısıdır. Bütün kışı yer altında geçirdikten sonra her yıl yeniden yeryüzüne çıkar, tarlaların tohum ve filizlerine bereket saçar.
Bu tanrının yeryüzüne çıktığı dönem bugün bile geleneksel İbrani Takvimi’nde Haziran-Temmuz aralığına denk düşen Temmuz ayına rastlar. Ayrıca “Damızlık” sözcüğü de buradan doğmuştur.
***
İkinci tanrı, yani tanrıça ise Dummuzi’nin karısı olan İştar’dır. Yunanlıların Afrodit’i ya da Romalıların Venüs’üyle aynı anlama gelmektedir İştar. Tıpkı onlar gibi güzellik ve doğurganlığı simgelemekle beraber onlardan farklı olarak adaleti de simgeler.
Öyle ki Mezopotamya krallarının büyük çoğunluğunun tahtı ya da tacı ondan devralırken gösterildiği tasvirli sanat eserleri bulunur. Venüs ya da Zühre yıldızı İştar’ın kendisi olarak bilinse de aslında İştar tüm göksel cisimlerin, diğer bir genel ifadeyle yıldızların da tanrıçasıdır.
“Kimi Kuzey ve Güney Mezopotamya ya da Doğu Akdeniz halklarınca Aştarte, Astarte, Eşter ya da Ester gibi adlarla anılır. Ve bu isimler Yunanlıların Doğu Akdeniz ticaretine başlamaları, ardından da kolonizasyonla tüm Akdeniz’e yayılmaları sonucu birçok dile yayılır.” (Almanca’da Stern)
Ayrıca Easter (paskalya), Eastern (doğu), Setre (peçe) kelimeleri de yıldız anlamındadır.
İlk olarak Eski Yunancada yıldız anlamına gelen Astro sözcüğünde yaşar bu kelime. Günümüzde de astro, astroloji, astronomi, astrofizik gibi sözcüklerde hâlen bize varlığını hatırlatır.
***
Üçüncü tanrı ise güneş tanrısı olan ve güneşin fiziksel varlığını da sembolize eden Şamaş’tır.
Bugün İbranicede güneşe hâlen Şemeş denir. Süryanicede Şamşo olan sözcük bu ikisinin akrabası ve Akkadcanın da torunu olan Arapçada Şems olarak bilinir. İbranicede Sinagog görevlisine de şemeş denir. Ancak bu Mezopotamya tanrısının halen yaşadığına dair daha yakın bir örnek Arapça kaynaklıdır. Araplar güneşe daha önce de sözü edildiği üzere “şems” derler. Bu gerek İslâm gerekse de komşuluk vasıtasıyla bölge halklarının dillerine de geçmiş bir sözcüktür. Bugün ise Türkçede yalnızca şemsiye sözcüğünde yaşamaktadır.
KAYNAKLAR:
1- Uygarlığın Kökeni, Sümerliler-1, Kaynak Yayınları
2- Gılgamış Destanı, Yapı Kredi Yayınları
3- Wikipedia
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder